Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Organ Nakli Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Sedat Üstündağ, su tüketiminin önemine dikkat çekerek vücudun su ihtiyacının mevsimlere göre değiştiğini vurguladı.

Sıcak hava, terleme ve buharlaşmanın su ihtiyacını belirleyen faktörler olduğunu belirten Prof. Dr. Üstündağ, hastalara yönelik bir değerlendirme yaparken, bir günlük idrarını 2 litre olacak şekilde toplamalarını ve bu idrar örneğiyle muayeneye gelmelerini tavsiye ettiklerini dile getirdi.

Uzmanı uyarıyor: Sakın bunu yapmayın!

"Erkekler günde 2 buçuk, kadınlar 2 litre su tüketmeli"

Erkeklerin günde 2 buçuk litre, kadınların ise 2 litre civarında su almalarının yeterli sıvıyı almış olmaları anlamına geleceğini söyleyen Prof. Dr. Üstündağ,

"Bu sadece suyu kapsayan bir değerlendirme değildir. Bütün içecekleri kapsayan bir değerlendirmedir. Ancak burada önemli bir nokta içeceklerin içerisindeki solut miktarıdır. Su dışındaki sıvılarla örneğin meyve suyundan alacağımız sıvı su kadar değerli bir sıvı değildir. Suyun içerisindeki ek maddeler arttıkça sıvı eksikliğini giderme kabiliyeti o kadar azalmış olur" dedi.

Sınav stresine karış 10  püf nokta! Sınav stresine karış 10 püf nokta!

Uzmanı uyarıyor: Sakın bunu yapmayın!

"Kahve vücutta sıvı eksikliğine yol açabilir"

Kahve tüketiminin böbreklerdeki su kaybını arttırdığı gibi vücütta da su kaybına neden olabileceğini belirten Üstündağ,

"Dolayısıyla kahve öncesinde ve sonrasında sıvı tüketmek kahvenin bu etkisini azaltabilir. Vücudun susuz kalmasını engelleyebilir. Yine içerdiği kafein nedeniyle belirli miktarlar aşıldığı zaman özellikle yaşlı bireylerde, hipertansiyonu olan bireylerde kan basıncında tehlikeli yükselmelere yol açabilir. Sağlıklı bireylerde dahi 300 miligramın bir günde aşılmamasını tavsiye ediyoruz. Yani sıvı eksikliğini kahve ile gidermek çok doğru bir yol olmayacaktır" ifadelerine yer verdi.

Vücüdün sıvı ihtiyacını karşılamak için kafeinli içeceklerin uygun olmadığını belirten Prof Dr. Üstündağ,

"Sağlıklı bireylerde 300 miligrama kadar izin veriyoruz dedik ama mesela bir bardak çay içtiğimizde 60 miligram kadar kafein almış oluyoruz. Bir fincan Türk kahvesinde kafein miktarı çok daha fazla oluyor. O miktarın geçilmemesini öneriyoruz" diye konuştu.

Uzmanı uyarıyor: Sakın bunu yapmayın!

"Çay içmenin de bazı sakıncaları var"

Çay içmenin da bazı sakıncaları olduğuna değinen Prof. Dr. Üstündağ

 "Çayın içerisindeki madde bronşları genişletme, idrar kan akımını arttırma niteliği olan bir madde. Onun da iki sakıncası var. Biri çay ne kadar sıcak içilirse yemek borusu lezyonları mideyle ilgili rahatsızlıklar o kadar fazla oluyor. Çayın metal çubukla karıştırılması sıcaklığını düşürdüğü için yemek borusu lezyonlarının oluşumunu azaltıyordu. Bu anlamda çayı da çok sıcak içmemek lazım. Koyu çay İçerdiği tanin içeriği nedeniyle demire bağlayabilir. Özellikle kahvaltıda ve ya yemeklerle beraber çay içildiği zaman demirin emilimini engelleyebilir. Bu da demir eksikliği anemisi oluşumunu kolaylaştırabilir. Açık, limonlu ve en iyisi mi şekersiz çay, bir içecek olarak kahveye tercih edilebilir" şeklinde açıklamada bulundu.

Prof. Dr. Üstündağ, öncelikle hastanın hangi grup hasta olduğunun hekim tarafından belirlenmesi gerektiğini ve buna göre bir su tüketim programı oluşturulması gerektiğini vurguladı. Bireysel bazda bir su programı oluşturmanın önemine değinen Üstündağ, özellikle böbrek hastalığı gibi durumlarda su eksikliği veya su fazlalığının insan yaşamını tehlikeye sokabileceğini dile getirdi. Bu nedenle her hastanın durumunun dikkate alınarak özelleştirilmiş bir su tüketim planının oluşturulması gerektiğini belirtti.